Yazılarım

Bizi kontrol eden inançların ve değerlerin fark edilmesi neden önemlidir?

Beni kontrol eden inançları, değerleri, özellikleri, kimlikleri keşfedersem, kendimi baştan tasarlayabilirim, değişebilirim.

Bizi biz yaptığına inandığımız, belki de hayatımız boyunca yatırım yaptığımız inançlarımızı, değerlerimizi, özelliklerimizi, sahiplendiğimiz kimlikleri bırakma, değiştirme ihtimali bile bizde “o zaman bana ne kalır, ben ben olmaktan çıkarım, benim için ölüm anlamına gelir” gibi düşünceler yaratabilir, direnç hissettirebilir.

Tüm bu inanç ve değerlerle bugüne kadar geldik ve bunlar da öyle veya böyle bize bir şekilde hizmet ettiler. Etmeselerdi süremezlerdi. Ancak madalyonun diğer yüzünde ise olan, bunların aynı zamanda bizi, düşüncelerimizi, hislerimizi, davranışlarımızı kontrol ediyor olmalarıdır. Çünkü bunlar bir kere edinildiklerinde çoğumuz onları sorgulamayız, hatta bilinçli bir şekilde üzerlerinde düşünmeyiz bile. Artık bilinçdışımızda bizim için ben algımıza dâhil olmuş bir yazılım olarak arka planda çalışmaya devam ederler. Kimi sarsıcı deneyimler sonucu yeniden gözden geçirme durumunda kalmadan da bu inanç ve değerlere genelde pek ışık tutma ihtiyacı duyulmaz.

Oysa bunlardan bir kısmı, artık bize hizmet etmiyor veya yıkıcı bir şekilde çalışıyor olabilir. İçimizdeki huzuru, yaşamımızdaki dengeyi bozan, içimizdeki sevgi ve şefkati baskılayarak, yargılayıcı, eleştirel, suçlayıcı, ötekileştirici bir bakış açısını devrede tutmamıza, içimizde öfke, içerleme, suçlama, çaresizlik, haset gibi olumsuz hislerin açığa çıkmasına veya eyleme geçemememize, sürekli yetersiz hissetmemize, değersizlik düşüncelerinin gelişmesine, akli melekelerimizi kullanamamamıza ve bir şeyleri sorgulayamaz ölçüde korku geliştirmemize de sebep olabilirler.

Bu inançlar/değerler/özellikler/kimlikler günlük yaşamımıza öylesine işlemiştirler ki, en sıradan rutinlerimizde, alışkanlıklarımızda, en sıradan düşüncelerimizde, tavırlarımızda ve her gün hissettiklerimizdedirler. Bunların önemli bir kısmını kendimiz bile oluşturmamış olabiliriz. Çoğunu ebeveynlerimizden ve atasal aktarımlardan, yaşadığımız toplumdan, anne rahmine düştüğümüz andan itibaren büyüme sürecinde öğreniriz ve içselleştiririz. İşte bunları fark etmek, bunları keşfetmek ve sorgulamak ise artık bize yapıcı manada hizmet etmeyenlerini, etmeyen yönlerini değiştirmemize imkân tanımak adına olmazsa olmaz önemdedir.

Çünkü her konuda iyileşmek, şifalanmak için değişim, değişim için ezber bozmak gerekir.

Bunları fark etmek nasıl mümkün olabilir? Bunlara dair çeşitli tekniklerden söz edilebilir. Ancak tüm bu teknikleri bilmeden dahi başlangıç olarak yapılması mümkün olan, sabah gözümüzü bu yönde sağlam bir niyetle açmak ve uyandığımız andan itibaren sanki her şeyi ilk defa görüyormuş, sanki ilk defa düşünüyor, sanki ilk defa hissediyor, sanki ilk defa yapıyormuşçasına fark ederek, bunların izini sürmeye başlamak olabilir.

Dikkatimizi nefesimize odaklamak, dikkatimizin nefesimizden uzaklaştığını her fark edişimizde yeniden nefes alış veriş farkındalığına dönmek bu konuda temel yardımcımızdır.

Ayrıca bu süreçte anımsayalım ki biz; vicdani değer ve niteliklerimizden, huzuru, barışı, sevgiyi, şefkati, öz güveni, dengeyi, birliği, bütünlüğü büyüten, güçlendiren ve geliştirenlerden vazgeçmiyoruz, aksine bunlara engel olanlardan, bloke edenlerden, yıkıcı nitelik gösterenlerden vazgeçiyoruz. Yine de en yapıcı görünenler konusunda bile uyanık olmak, huzuru, birlik-bütünlük hissini, şefkati büyütene yönelme konusunda açık ve özgür hissetmek en güzeli olmaz mı?!!!…