Yazılarım

Saf ve Temiz Niyet

Niyet; Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre, bir şeyi yapmadan önce isteyip, düşünmedir, maksattır. Bu durumda “niyet”i; OLAN her ne olursa olsun onu “ol”duran, var eden ilk sebep, ilk fikir olarak da ifade edilebilir.

Ustalar da tüm kâinatın niyet üzerine olduğunu, diğer bir ifadeyle tüm varoluşun niyete dayalı olduğunu söylerler. Burada kâinatın oluşumundan önceki kâinat veya varoluş Fikri’ne ve kâinatın yaratımıyla Murad edilene işaret edilmekte. Sadece bu tanıma göre dahi tüm kâinatın niyete dayalı olduğunu söylemek mümkün.

Bu konuya “insan” olma boyutuyla yaklaşırsak, bizde zaten olan düşünme melekesi ve bir şeyleri isteme/arzulama halimiz sebebiyle biz de sürekli niyetler oluşturmakta ve her şeyi bu niyetlere göre yaşamaktayız.

Hatta bazen bir niyeti unutup veya diğeriyle çeliştiğini fark etmeden, önceki için uğraşırken -ne etliden ne sütlüden vazgeçmeden- hepsini birden isteyerek çatışan niyetler oluşturup, sonra bu kadar uğraştığımız halde nasıl olmadığına şaşıran da biziz!… Dallanıp budaklanacak bir konuyu burada bırakıp, bir niyetin nasıl tezahür ettiğine göz atalım.

İnsan olarak saf/temiz ve sağlam niyetle, bu niyetimize yönelik kararlı adımlar atarak bu niyetin gerçekleşmesi, tezahür etmesi söz konusu.

Peki bir niyet ne zaman saf olur?

Saf ve temiz niyet;

  • arka planında gizli gündemi olmayan,
  • hiçbir yerinde diğerlerinin aleyhine olacak nitelik taşımayan,
  • herhangi bir manipülasyonun olmadığı niyettir.
  • Sözün özü, “saf niyet” herkesin hayrına bir özelliktedir.

Şimdi sorumuzun boyutunu biraz daha derinleştirelim.

Bir niyet ne zaman “gerçekten” saf olur?

Varoluş amacımıza uygun niyetlerimiz her zaman saf olur ve Büyük Bilinmeyen/ Allah/Bütün/Sistem/Ruh/Varlığımızın Özü tarafından desteklenir ve ruhsal yasalar dahilinde gerçekleşir.

Varoluş amacımızın da tüm kâinatın oluş amacına, yani BÜYÜK BİLİNMEYEN’in/ RUH’un (BÜYÜK) NİYETİ’ine uyarlı olmasından dolayı varoluş amacımıza uygun niyetlerimiz her zaman Varlığımızın Özü tarafından ve RUH’un tesir mekanizmaları ile desteklenir, teşvik edilir.

Bu nedenle o temel saf “niyetten şaştığımızda” dahi bu şaşırmanın sonuçları dahilinde gelişen öğrenmelerimizle sürekli niyetimizi doğrultma veya niyetin rotasına yeniden girme halinde oluruz. Bir başka ifadeyle, bizi o ilk temel saf niyetten uzaklaştıran eylemlerimizi karma/etki-tepki/sebep-sonuç yasası dahilinde telafi eder, bu süreçte idrakimizin artışı ölçüsünce yeniden o SAF NİYET ile örtüşen niyetler oluşturarak yola devam ederiz.

Burada hatırda tutulması gereken, “niyetten şaşma” gibi görünen durumunun dahi adına hayat dediğimiz bedenli bu deneyim yolculuğunda zıtlardan öğrenim sürecinin bir aşamasından başka bir şey olmadığıdır. Yani her şey daima olması gerektiği gibi olmaktadır.

Zorlu bir deneyimin içinden geçerken, her seviyede acı çekerken, korkarken, incinirken böyle görmek kolay olmasa da her şey bilinç düzeyimizin, farkındalık ve idrakimizin gelişimine hizmet etmektedir.

Bu noktada, niyetimiz veya niyetlerimiz üzerinde samimiyetle ve kendimize olabildiğince dürüst olarak tefekkür etmemiz/derin düşünmemiz, eninde sonunda öyle veya böyle zaten olacak olana, dolambaçlı tali yollar yerine, tertemiz, açık ve nispeten kısa yoldan gitmemiz bakımından faydalı olabilir.

Bu arada “zaten olacak olanın, belki de zaten olmuş bitmiş olduğu” fikrini de belki başka bir yazıya konu olur diye buraya bırakıyorum. Niyet üzerine tefekkür ederken hayat amacımız ve hayat derslerimiz (ustalaşmaya niyet ettiğimiz konular) üzerine kafa yormamızın, hayat amacımızı ve varoluşumuzla Murad edileni merak ederek araştırmamızın hayrımıza olacağını, süreci kolaylaştıracağını da belirtelim.

Duyurular

Online – Doğru Nefes ve Şamanik Yolculuk Uygulama Çalışması- 23 Şubat 2022

Zoom üzerinden online “Doğru Nefes ve Şamanik Yolculuk” konulu haftada bir gün, 4 hafta süreyle Çarşamba akşamları saat 20.00 de olmak üzere (her çalışmanın 2 saat kadar sürebileceği) bir çalışma başlatıyorum.

İlk çalışma 23 Şubat 2022 Çarşamba günü 20.00 de olacak.

İlk hafta doğru nefes anlatımı, pratiği ve nefes ile ilgili bazı yönlendirmeli meditasyon uygulamaları yaptıracağım.

Sonraki 3 hafta şamanik yolculuk anlatımı ve uygulamalarına odaklı olacak.

Bu çalışmayla katılımcılar kendi kendilerine Şamanik Yolculuk yapabilir hale gelecekler.

Ses kaydı da veriyor olacağım.

Öz geçmiş ve aldığım eğitimlere dair biyografimi siteden inceleyebilirsiniz.

Bilgi ve kayıt için sitede yer alan iletişim numaramdan iletişime geçebilirsiniz.

Yazılarım

“Kendini Tanımak, Kendinle Barışmak” 4 Haftalık Uygulamalı Çalışma 13 Aralık’ta Başlıyor

“Kendini Tanımak” konusunda diğer bir 4 haftalık uygulamalı çalışma ise Pazartesi akşamları 20.00-22.00 arasında 13 Aralık 2021 Pazartesi günü başlıyor.

Bu konudaki çalışmalar ile bir nebze de olsa kişisel tarihimizle barışma ve dönüşüm sürecine giriyoruz.  Bunu temel olarak gruplara yönelik regresyon uygulamaları dahilinde yapıyoruz.

Çalışmalar online olarak zoom üzerinden yapılacak ve ses kaydı verilecektir.

Detaylı bilgi ve kayıt için: 0 532 468 88 21

Yazılarım

“Nefes, Meditasyon ve Farkındalık” 4 Haftalık Uygulamalı Çalışma 9 Aralık’ta Başlıyor

“Nefes, Meditasyon ve Farkındalık” konusunda kendi içimize doğru 4 haftalık uygulamalı bir yolculuğa çıkıyor, “kendini bil”meye daha bilinçli bir adım atıyoruz.

Bu yolculuğumuz haftada bir gün Perşembe akşamları saat 20.00-22.00 arasında yapacağımız çalışma 9 Aralık 2021 Perşembe akşamı başlıyor.

Uygulamalı çalışmalar sonunda; doğru nefesin ve temel birkaç nefes tekniğinin öğrenimi, meditasyon yapabilme, enerji merkezlerimiz ve varlığımızı oluşturan temel elementler konusunda anlayışın genişlemesi ve öz farkındalığımızın bir nebze artması amaçlanıyor. Daha ötesi kişinin kendi saf niyeti ve samimi gayreti ile her an mümkün.

Çalışmalar online olarak zoom üzerinden yapılacaktır. Ses kaydı verilecektir.

Detaylı bilgi ve kayıt için: 0 532 468 88 21

Yazılarım

Etkilemeye çalışmakla, etkilenmenin aynı şey olduğunu hiç düşünmüş müydünüz?

Etkilemeye çalışmakla, etkilenmenin aynı şey olduğunu hiç düşünmüş müydünüz? Her ikisi de onay ve takdir ihtiyacı ile aynı yerden gelmekte. Bunlar bir şeyler veya birileri tarafından manipüle edilebileceğimizi de gösteriyor.

Bu ihtiyaç; değerimizi, ederimizi, mutluluğumuzu, neşeyi, huzuru ve en önemlisi hayatımızı, kaderimizi başkalarının ellerine, onların dudaklarından dökülecek bir iki güzel söze, bir iki güzel davranışa, lütfedip gösterecekleri sevgi ve ilgiye endeksleme durumudur.

Onay, beğeni ve takdir elde edebilmek için kendimizce bulduğumuz veya öğrendiğimiz şekillerde diğerlerini etkilemeye çalışır ve aynı zamanda aldığımız karşılıklardan da etkileniriz. Bunları çoğu zaman pek farkında olarak da yapmayız.

Peki bu etkilemeye çalışma ve etkilenme durumu neyin göstergesidir? AYRILIK BİLİNCİ.

Evet klişe tabiriyle ayrılık bilinci bir illüzyondur, yanılsamadır. Ancak böyle söylendi diye öyle bir çırpıda fark edebileceğimiz bir yanılsama değildir. Öyle gerçek, öyle hakiki görünür ki…

Teşbihte, benzetmede hata yoktur denir. O zaman bir benzetme yapayım. Diyelim ki “Bir ve Bütün Olan”ın tamamı bir ağaç olsun, her birimiz bu ağacın bir yaprağı olalım. O yaprak kendisini duyuları ve mevcut bilinciyle sadece o yaprak olarak algıladığında, aynı kendisini gördüğü gibi her bir yaprağı da ayrı biri olarak görüyor. İşte insandaki ayrılık bilincini oluşturan da bu beş duyuya bağlı zihinsel bir tanımlamayla kendisini herşey ve herkesten ayrı ve tek başına olarak algılaması oluyor.

O zaman ise kişi diğer herşey karşısında küçük, güçsüz, sonlu ve incinebilir görüyor kendini. Bu durumda da kendini bir nebze “güçlü” hissetmek adına, o güç kaynağını her ne ile özdeşleştirdiyse ona sahip olmak için onun peşinden koşuyor. Para, makam, statü, eğitim, eş, çocuk, sevgili, ev, araba, giysi, popülarite, bir dine ve/veya bir ideolojiye veya birine/herhangi bir şeye yönelmiş beklentili adanmışlık, biat vs. Aklınıza daha pek çokları gelebilir.

Bu durumdaki kişi; dışarıda olduğuna ve ancak dışarıdan gelebileceğine inandığı bir güce sahip olmak ve güce sahip olarak etkileme isteği ile beraber kendisini etkilere ve etkilenmeye de açıyor. Belki üzülüyor, kızıyor, kurbanmış gibi hissediyor, belki de bileniyor, kinleniyor, sadece kendi çıkar ve isteklerini ön planda tutuyor, zalimce davranıyor, belki de yine aynı “ben” bilinciyle temin ettiğine inandığı güçle kurtarıcı rolüne bürünebiliyor. Aynı yaşam içinde bu rollerden hepsine değişen koşullara ve algılarına göre girip çıkabiliyor.

Bu algıyı değiştirme istek ve ihtiyacı belirmediği sürece de bu böyle devam edip gidiyor. Bu istek belirdiğinde de bu değişime dair saf, samimi ve odaklı niyetin olması ve bu niyetin de, bu niyete uyarlı yaşam tarzı ve eylemlerle -üstelik sonucuna dair beklenti üretmeden- desteklenmesi gerekiyor.

Hiç kolay değil, ancak imkânsız da değil.

Bu yazıyı bana yazdıran o en baştaki ilk cümle olmuştu. Böyle aktı. Şu konuyu vurgulayarak bitireyim.

Etkileme isteği, onay arzusu, takdir edilme ihtiyacı insan olmanın, insan bedeninde doğmanın doğal getirileri. Ancak bunlar olduğunda kendimizi etkilere, etkilenmeye, manipülasyona da açıyoruz ve kendi gözümüzdeki ederimizi/değerimizi de öyle veya böyle başkalarının insafına bırakıyoruz. Ki bu konu her bireyin kendi sübjektif iç dünyasını dışarıya yansıttığı düşünüldüğünde, bir başkasının ellerine bırakılamayacak kadar önemli.

Bu aynı zamanda hepimiz narsist olalım demek de değil. Bu konu; etkileme çabalarımızın ve etkilenme durumlarımızı ayırdına vararak ve arka planda işleyen otomatik programları fark edip dönüştürerek, birilerine ve/veya bir şeylere göre yaşamak yerine Bir ve Bütün Olan’ın içindeki yerimizi ve O’nunla bağlantımızı ve O’nu merak ederek keşfe çıkmakla ilgili.

Yazılarım

Yeni Dönem Online Yoga ve Farkındalık Derslerim 1 Şubat’ta Başlıyor!

Herkese merhaba,

Aldığım yoga, meditasyon, nefes, regresyon ve şamanik yolculuk eğitimlerinden, araştırmalarımdan, yıllardır yaşamımın parçası olan kendi uygulama ve pratiklerimden harmanladığım bilgi ve deneyimlerimle, katılımcıların kendi başlarına da uygulama yapabilecek hale gelmelerine hizmet etmesine niyet ettiğim, bütünsel nitelik taşıyan YENİ DÖNEM online dersler İKİNCİ GRUP’la 1 Şubat 2021 Pazartesi günü başlıyor.

İnsan bedensel, zihinsel ve ruhsal boyutları olan bütünsel bir varlık. Bunların herhangi birinde yaşanan sorunun diğer boyutlarda da karşılığı olmakta, bütünü etkilemektedir. Bu nedenle şifa ve tekâmül için ihtiyacımız olan bütünsel bir yaklaşımdır.

Hepimiz sonsuzluk yolculuğumuzda kendimizi keşif, kendimizi tanıma, kendimizi biliş sürecindeyiz. Kişi kendini bilebildiği ölçüde hakikati bilebilmekte.

Şu anda Dünya’daki bedenli yaşamı deneyimliyoruz, ilişkilerimiz, başımıza gelenler, olup bitenlere verdiğimiz tepkiler dâhilinde en başta kendimiz olmak üzere Dünya ortamında karşılaştığımız herşeyle etkileşim halinde öğreniyoruz, büyüyoruz, gelişiyoruz, olgunlaşıyoruz. Bu sürecin sağlam niyet ve kararlı uygulama ile sevgi ve farkındalıkla, kolay ve keyifli olması da mümkün.

Dersler süresince yaşam içindeki farkındalığımızın artması, artık bize ve gelişimimize hizmet etmeyen öğrenilmişliklerimizi, şartlanmışlıklarımızı, inançlarımızı ve bizi sabote eden yönlerimizi fark ederek değiştirme, dönüştürme ve şifalanma konularında kendimizi destekleyeceğiz.

Diliyorum ve niyet ediyorum ki, haftada iki gün (Pazartesi ve Perşembe 20.00-21.30 saatleri arası) 12 haftalık bu çalışmayla beraber, almaya hazır olduğunuz cevapları ve rehberliği, içinize yönelerek tek başınıza da almaya başlıyor olacaksınız.

İlk 8 hafta haftanın bir günü (Perşembe günleri) Hatha Yoga asanaları (duruşları) ve meditasyon uygulaması yapacağız. Diğer gün ve haftalarda nefes teknikleri, yönlendirmeli meditasyon uygulamaları, şamanik yolculuk, gruplara uyarlanmış regresyon çalışmaları, yoga sistemi ve enerji merkezleri (çakralar) hakkında bilgi paylaşımı ve farkındalık çalışmaları yapacağız.

Burada yazılanları okurken zihninizde beliren düşünceleri ve içinizde uyanan duyguları fark edin ve katılımınız konusunu içinize sorun.

Herşey olması gerektiği gibi ve olması gereken anda gerçekleşmekte. Buna güvenin.

Bütün’ün en yüksek hayrına olsun.

Aldığım eğitimler ve çalışmalarımla ilgili bilgilere http://kendindenbasla.com/hakkimda/  linkinden ulaşabilirsiniz.

Bilgi almak veya katılmak isteyenler http://kendindenbasla.com/iletisim/ linkindeki iletişim detaylarından benimle iletişime geçebilir.

Yazılarım

Online Yoga ve Farkındalık Derslerim Başlıyor!

Herkese merhaba,

Aldığım yoga, meditasyon, nefes, regresyon ve şamanik yolculuk eğitimlerinden, araştırmalarımdan, yıllardır yaşamımın parçası olan kendi uygulama ve pratiklerimden harmanladığım bilgi ve deneyimlerimle, katılımcıların kendi başlarına da uygulama yapabilecek hale gelmelerine hizmet etmesine niyet ettiğim bütünsel nitelik taşıyan online derslere başlıyorum.

İnsan bedensel, zihinsel ve ruhsal boyutları olan bütünsel bir varlık. Bunların herhangi birinde yaşanan sorunun diğer boyutlarda da karşılığı olmakta, bütünü etkilemektedir. Bu nedenle şifa ve tekâmül için ihtiyacımız olan bütünsel bir yaklaşımdır.

Hepimiz sonsuzluk yolculuğumuzda kendimizi keşif, kendimizi tanıma, kendimizi biliş sürecindeyiz. Kişi kendini bilebildiği ölçüde hakikati bilebilmekte.

Şu anda Dünya’daki bedenli yaşamı deneyimliyoruz, ilişkilerimiz, başımıza gelenler, olup bitenlere verdiğimiz tepkiler dâhilinde en başta kendimiz olmak üzere Dünya ortamında karşılaştığımız herşeyle etkileşim halinde öğreniyoruz, büyüyoruz, gelişiyoruz, olgunlaşıyoruz. Bu sürecin sağlam niyet ve kararlı uygulama ile sevgi ve farkındalıkla, kolay ve keyifli olması da mümkün.

Dersler süresince artık gelişimimize hizmet etmeyen, bizi sabote eden yönlerimizi, öğrenilmişliklerimizi, şartlanmışlıklarımızı, inançlarımızı fark edip değiştirme konusunda kendimizi destekliyor ve şifaya ihtiyaç duyduğumuz alanlarda kendimizi iyileştiriyor olacağız. Kendimize ve herşeye dair burada ve “şimdi”de yani “an”daki fark edişlerimiz ve yaşam içindeki farkındalığımız artıyor olacak.

Ümit ediyor ve diliyorum ki, bu birkaç aylık çalışmayla beraber, tek başınıza da kendi içinize yönelerek, almaya hazır olduğunuz yanıtları ve rehberliği almaya da başlıyor olacaksınız.

Dersler 4 haftalık periyotlarla, kademe kademe ilerleyecek, haftada 2 gün olacak.

Şu aşamada 4 haftalık 3 periyot olarak toplam 12 haftalık bir program planlıyorum.

Bir araya gelişlerimiz Pazartesi ve Perşembe saat 19.30-21.00 arası olacak.

Başlangıç tarihi kısmetse 2 Kasım 2020 Pazartesi.

Haftanın bir günü Hatha Yoga asanaları (duruşları) ve meditasyon uygulaması yapacağız.

Haftanın bir günü de nefes teknikleri, yönlendirmeli meditasyon uygulamaları, şamanik yolculuk, gruplara uyarlanmış regresyon çalışmaları, enerji merkezleri (çakralar) hakkında bilgi ve farkındalık çalışmaları, yoga sistemi hakkında teorik bilgi paylaşımı ve uygulamalar yapacağız. Bu konularda ilerleyen süreçte workshop şeklinde çalışmalar yapılması da mümkün olabilir.

Burada yazılanları okurken zihninizde beliren düşünceleri ve içinizde uyanan duyguları fark edin, kendinizi yoklayın ve içinize sorun, 12 haftalık bu sürece dâhil olma konusunda kalbinizde alacağınız cevabı, akıl süzgecinden geçirerek özümseyin. Cevap her ne ise o şekilde ilerleyin.

Herşey olması gerektiği gibi ve olması gereken anda gerçekleşmekte. Buna güvenin.

Bütün’ün en yüksek hayrına olsun.

Dersler gündüz saatlerinde de olabilir mi diyenler için!

Süreçte gündüz saatleri için de yeterli talep olması halinde yine Pazartesi ve Perşembe günleri 11.00-12.30 arasında bir grup daha açmak mümkün olabilir.

Aldığım eğitimler ve çalışmalarımla ilgili bilgilere http://kendindenbasla.com/hakkimda/  linkinden ulaşabilirsiniz.

Bilgi almak ve/veya katılmak isteyenler http://kendindenbasla.com/iletisim/ linkindeki iletişim detaylarından benimle iletişime geçebilir.

Yazılarım

Etkileşimlerimiz bize nasıl hizmet ediyor? Bir bakış açısı…

İnsan; etkileşim, ilişki ve iletişimleri ile diğerlerinin aynasında kendini fark ederek, kendini ve varoluşu tanıyan, keşfeden, kendini ve hakikati bilme yolculuğunda adımlar atabilen, bu yolla ilerleyebilen, olgunlaşan, tekâmül eden bir varlık.

Şimdi mevcut etkileşimlerimizin bu sürece hizmet eder hale gelmesi konusunda olası bir seçenek üzerinde düşünelim.

Yaşam içinde aile üyelerinden, akrabalardan, iş ortamından, arkadaşlardan, komşulardan vs. birilerinin sürekli bizimle uğraştığını, bize haksızlık ettiğini, kötü davrandığını, bize yönelik suçlayıcı, yargılayıcı, aşağılayıcı, yok sayıcı, rekabetçi, bencil, saldırgan ve bunlar gibi tavırlar içinde olduğunu düşünüyor olabiliriz.

Bir de kendimizi öyle davranmaktan, konuşmaktan alıkoyamadığımız, otomatik biçimde bizim de böyle davrandığımız birileri, birilerine yönelik böyle tavır ve davranışlar içerisinde olduğumuzu fark ettiğimiz durumlar da olabilir.

Konunun iki boyutu bulunmakta; böyle davranan kişi ve davranılan kişi.

Eğer biz böyle davranışlarla karşılaşan kişi isek, bu tavırlar içinde olan kişiyi düşündüğümüzde o kişinin kendi iç dinamiklerini iç dünyasını, dış dünyaya bizim üzerimizden yansıttığı ve kişisel almaya gerek olmadığı düşünülebilir. Evet bu doğrudur, ancak konunun ufak bir kısmını oluşturur. O kişinin zaten herkese yönelik tavrının bu olduğunu gözlemliyor da olabiliriz, olmayabiliriz de. Öncelikle kişisel almamak, ancak sağlıklı sınırı gösterecek nitelikte, gerekli bulduğumuz, işe yaracağını düşündüğümüz yapıcı tepkiyi vermek en doğal hakkımızdır.

Diğerlerinin yaptıkları, söyledikleri bizde belirgin bir his uyandırmıyorsa, nötr ve dengede bir zihin ve duygu durumu halindeysek, böyle bir araştırmaya o an için gerek olmadığını düşünebiliriz. Böyle olduğumuzda zaten anın gereklerine uyarlı doğal oluş ve yapışlar içinde olduğumuzu fark edebiliriz.

Konunun bu yönlerini bir kenara koyduğumuzda, böyle durumlara maruz kaldığımızda tarafsız/nötr kalamıyorsak, içimizde tepki, direnç, üzüntü, içerleme, öfke vs. beliriyor tetikleniyorsak, dikkati kendimize yöneltmemiz ve bunlarla karşılaşmamıza, muhatap olmamıza sebep olan kendi iç dinamiklerimizi, iç dünyamızı araştırmamız gerekir. O kişinin bize böyle davranmasının bizde uyandırdığı duyguları, içimizde neyi veya neleri tetiklediğini keşfetmek veya bu tür davranışlarla karşılaşıyor olmanın kendimize dair henüz fark etmediğimiz neye işaret ettiğine, neyi gösterdiğine dikkatle derinlemesine bakmak çok önemlidir.

Bunu nasıl yapabiliriz?

Bu araştırmaya, o kişi veya kişiler bize öyle davrandıklarında, o şekilde hitap ettiklerinde;

  • zihnimizde beliren düşünceleri,
  • içimizde uyanan duyguları,
  • bedenimizde olup biten değişiklikleri fark ederek başlayabiliriz.

Bunları tespit edebildiğimiz kadar tespit ettikten sonra kendimize;

  • geçmişte bize bu şekilde davranan başka birilerinin de olup olmadığını,
  • yaşamımız boyunca bizim başkalarına yönelik aynı veya benzer ifadelerimizin, tavır ve davranışlarımızın olup olmadığını,
  • kendi kendimize bu şekilde davrandığımız, benzer şekilde kendimizi yargılayıp suçladığımız, kızıp öfkelendiğimiz durumların bulunup bulunmadığını

samimiyetle ve saf bir dürüstlükle kendimize sorup cevaplamamız çok değerlidir.

Eğer diğerlerine yönelik bu tür yıkıcı ifade ve tavırlar içinde olan kişi biz isek ve bunu fark edebiliyorsak, öncelikle bunu fark edebildiğimiz için kendimizi tebrik edelim.

Aynı yaklaşım ve benzer sorular bu durumda da geçerlidir. Fark etme boyutuyla;

  • Hangi durumlarda, hangi karakterlerle, ne tür bir diyalog ortamında, nasıl bir sürecin işlemesiyle kendimizi bu şekilde düşünüp, hissederken, konuşurken ve böyle davranırken bulduğumuzu fark etmek,
  • O esnada bedenimizde oluşan değişiklikleri fark etmek,
  • içimizde böyle davranan yönün/parçanın/karakterin (veya yönlerin/parçaların/karakterlerin) ayırdına varmak önemlidir.

Yukarıda da yer alan;

  • geçmişte bize bu şekilde davranan başka birilerinin de olup olmadığı,
  • kendi kendimize bu şekilde davrandığımız, benzer şekilde kendimizi yargılayıp suçladığımız, kızıp öfkelendiğimiz durumların bulunup bulunmadığı

sorularını cevaplamak ise, kendimizi bu bakımdan tanımak, anlamak ve dönüşmelerine zemin sağlamak açısından önemlidir.

Olup bitenlere bu bakış açısıyla yaklaşmak, belki bize yönelik tavırları ve/veya bizim başkalarına tavırlarımızı bir anda değiştirip dönüştürmeyebilir -dönüştürmesi de mümkün, neden olmasın!-, ancak kendimizi keşif ve kendini bilme yolculuğumuza gerçek bir katkı sunabilir. İletişimlerimiz ve ilişkilerimizin de giderek daha ahenkli, dengede, sağlıklı ve tüm tarafları besleyen, büyüten, geliştiren, olgunlaştıran bir niteliğe doğru evrilmesine destek olabilir.

Şu an farkında olalım veya olmayalım, artık bize ve Bütün’ün hayrına hizmet etmeyen, dönüşmeye ihtiyaç duyan yönlerimizi bir kere samimiyetle fark ve kabul ederek, onları bırakmaya ve dönüşmelerine gerçekten niyet ettiğimizde, her birimizin özgün doğasına uygun vesileler silsilesi dâhilinde bu süreçte destekleniyor olacağımızdan emin olabiliriz.

Yazılarım

Kaygıyla Baş Etme Stratejisi Olarak Nefes

Hayatta kalma konusunu ilgilendiren (savaşlar, hastalıklar, doğal afetler, ekonomik krizler vs vs) ani ve beklenmedik durumlar ve gelişmeler nedeniyle ortaya çıkan belirsizlik ortamı, ister bireysel nitelikte isterse küresel ölçekte olsun insanlar için güvenlik duygusunu doğal olarak olumsuz yönde etkiler ve tehdit eder. Sosyoloji literatüründe bu güvenlik duygusu, “ontolojik (varlıksal) güvenlik” duygusu olarak adlandırılmakta. İnsanoğlu bir şekilde tanıdığı bildiği bir dünyaya ertesi gün yeniden uyanacağına, bir yere gidiyorsa yeniden evine döneceğine, bir şeylerin sürekliliğine güvenme ihtiyacı içinde olan bir varlıktır. Bu güven duygusu bir şekilde tehdit edildiğinde, kişi güven ihtiyacını karşılayamadığında bireyler çeşitli baş etme stratejilerine başvururlar. Bu stratejiler bireyden bireye, toplumdan topluma, kültürden kültüre değişen nitelikte olabilir.

Küresel boyutta tüm dünya ve insanlığı etkileyen Yeni Korona Virüsü Covid-19 ile birlikte günlük yaşam rutinleri, temel bazı alışkanlıklar kökten etkilendi ve önemli ölçüde de değişti ve ontolojik güvenlik hissi de küresel ölçekte ciddi ölçüde erozyona uğramış oldu. İnsanın, kendisinin ve sevdiklerinin ölümü durumu zihinlerde gelecekte belirsiz bir zamana ertelenmişken, çok kısa sürede her an olabilir fikri ile karşı karşıya kalındı.

Bu noktada en çok başvurulan baş etme stratejisi maneviyatla ilgili konular olabilmekte. Böyle durumlarda mevcut gelişmelere dair herkes kendi inanç sistemine göre bir cevap üretmekte, uzmanlarca bilimsel olduğu ifade edilen yöntemleri de devreye sokarak öyle veya böyle fiziksel, zihinsel ve duygusal dengesini ve sağlığını korumaya çalışmaktadır. Öncelikle bu durum, hayatta kalma güdüsü taşımamızdan kaynaklanan doğal ve sağlıklı bir durum.

Bireysel inanç ve eğilimlerimize göre uygulamalarımız ne olursa olsun, işe yarıyorlarsa tabiî ki onlardan yararlanmaya devam edebiliriz, ancak bu süreçte dengemizi sağlamaya, korumaya, sürdürmeye ve geliştirmeye yönelik olarak değerlendirebileceğimiz en temel konunun öncelikle “nefes” olduğunu da hatırlayalım. Yaşadığımız sürece nefes bizimle.

Nefesle, farkında nefes alış-verişlerle daima merkezimizde ve dengede kalma potansiyelimiz bulunmakta. Nefes farkındalığı sayesinde zihinsel, duygusal ve fiziksel denge bozulduysa, korku, kaygı, gerilim, stres, ümitsizlik, öfke vs. durum ve hisler açığa çıkıyorsa, öncelikle bunları fark ve kabul ederek, kısa sürede daha sakin, daha merkezde ve daha dengede bir zihin, duygu ve beden durumuna geçme seçeneğimiz var. Böyle olduğunda bağışıklık sistemimiz de doğrudan olumlu etkilenmekte.

Nefes farkındalığı nedir? Zihnimizi nefes alış verişlerimize odakladığımızda, dikkatimizi nefes alış verişlerimize verdiğimizde, doğal olarak deneyimlenen durumdur nefes farkındalığı.

Bizi olumsuz etkileyen korku, kaygı, öfke, çaresizlik gibi yoğun bir duygu yaşadığımızda; bizi kısa sürede sakinleştirme potansiyeline sahip birkaç derin diyafram/karın nefesinin ardından, nefesimizi takip ederek bir süre sessiz kalmayı deneyerek, nefesin gücünü kendimiz de deneyimleyebiliriz.

Diyafram/karın nefesini nasıl alacağım?

Bu nefesi bebekken, çocukken, uyurken, sakin bir şekilde dinlenirken zaten doğal olarak alıyoruz. Bu defa bilerek uygularken daha derin bir nefesle, bedenimizi de kullanarak alacağız bu nefesi.

-Uygulama temiz havalı bir ortamda yapılmalı. (Önemli: Kalp ve tansiyon problemi olanlar öncelikle doktora danışmalı, dikkatle uygulamalı.)

-Ayakta, oturarak veya yatar konumda uyguluyoruz. Oturarak yapıyorsak omurga doğal kavisini koruyarak dik konumda olmalı.

-Nefesi burnumuzdan alıp, burnumuzdan veriyoruz.

-Bir elimizi karnımıza, bir elimizi göğsümüze koyuyoruz.

-Karın kaslarımızı -diyaframımızın rahatça genişleyip olabildiğince aşağıya doğru esneyebilmesi için- gevşek bırakıyoruz.

-Yavaş ve derin bir şekilde burnumuzdan nefes almaya başlıyoruz.

-Önce karnımız, sonra midemiz şişiyor.

-Sonra göğüs kafesimizi genişliyor.

-Akciğerlerimiz tamamen havayla dolduğunda, boğazımıza kadar nefesle dolu olduğumuzu hissediyoruz.

-Bu noktada bir an bekleyip, havayla dolu olmayı fark ediyoruz.

-Sonra burnumuzdan yavaşça, sırayı tersine izleyerek nefes vermeye başlıyoruz.

-Önce göğüs kafesi iniyor, sonra mide, sonra karın. Son olarak karın kaslarımızı içeri çekerek diyaframımızı yukarı iterek, kirli havayı ciğerlerimizden olabildiğince boşaltıyoruz.

-Nefesi tamamen verdiğimizde de bir an bekleyip, nefesi tamamen vermiş olmayı hissediyoruz.

Bu nefes parasempatik sistemi devreye sokarak sakinleşmemize hizmet etmekte.

Bu egzersizi başlangıçta sadece birkaç defa yapıyoruz.

Alıştıkça ihtiyaca göre 5-10 defa arası yapabiliriz. Birkaç defa yapmanın yeterli olduğunu da hissedebiliriz. Sonrasında nefesimizi doğal akışında sadece takip edebiliriz.

Alışkın olmayanlar öncekinden daha çok Oksijen alacağı için başlangıçta hafif bir baş dönmesi, mide bulantısı yaşayabilir. Olursa nefes doğal akışına döndüğünde kendiliğinden geçecektir.

Nefesimizi fark edelim, onurlandıralım, kutlayalım, şükredelim…