Meditasyon Nedir?
Meditasyon, varlığımızda ulaştığımız tamlaşma ile her şeyin bir ve bütün olduğu idrakini açığa çıkaran, varlığımızı kalıcı huzura taşıyan bir yöntemdir.
Sankritçe Dhyana olarak ifade edilen Meditasyon, Patanjali’nin Yoga Sutraları’ndaki sekiz kollu sistemin yedincisini oluşturur. Kesintisiz akan konsantrasyondur. Bu esnada zihin sessizleşir, dinginlik yaşanır. Huzur açığa çıkar.
Jayanti Kripalani meditasyonu şöyle tarif eder; “Meditasyon; kendimi, gerçekten kim olduğumu, dış uyaranlara nasıl tepki gösterdiğimi tam anlamıyla tanımaya başlama yöntemidir. Meditasyon sayesinde, asıl kimliğimmiş gibi görünen stresli ve sıkıntılı ‘ben’den çok farklı olan apayrı bir ben keşfederim. Gerçek doğamın, asıl benin temelde çok olumlu olduğunun farkına varırım. Hemen yanı başımda duran huzur okyanusunu keşfetmeye başlarım.” (Jayanti Kripalani, Teoriden Uygulamaya Meditasyon, s.10)
Meditasyon esnasında ortaya çıkan bu huzur halini, günlük yaşamın içinde, özellikle huzurlu kalmanın kolay olmadığı zamanlarda hatırlamak önemlidir. Meditasyon bu bakımdan günlük yaşama katkıda bulunabilir. Bu olduğunda meditasyon yaşam içinde ve eylemde de görünür hale gelir. Huzur bu şekilde giderek tüm anları kapsar hale gelir.
Meditasyon, özel bir felsefe veya gizemli bir şey değildir. Yalnızca sinirsel etkinliklerin yeniden düzenlenmesinden ibaret bir uygulamadır. Bozulmuş sinir sistemimiz olağan işlevine, aslına, orijinaline döner. Aslına dönen sistem, kendinin gerçek varlığının farkına varır, yani kendini bulur ve bilir. Kendini bilen her yönüyle varoluşun amacını keşfeder ve “an”da/“şimdi”de ifade eder.
Meditasyondaki hareketsizlik beyne ulaşan uyarımları azaltır, ta ki neredeyse hiçbir uyaran kalmayana dek. Bu da zamanla bedensel pozisyonumuzun artık farkına varmadığımız bir duruma yol açar. Çünkü bedenimizi kıpırdatmadığımız sürece onu hissetmeyiz. Bu esnada beynin dış katmanının (korteks) etkinliği giderek azalır. Nefes alış verişleri ise – sadece izleyerek – doğal olarak sürdürürüz. Sabırla ve içten uygulamalarla “saf varoluş hali” kendiliğinden gelir.
Meditasyona ilk başladığımızda neler olur?
Zihnimiz her an “çılgın” bir faaliyet içindedir. Karşılaştığımız her şeye ilişkin sürekli bir içsel yorum korosudur bu. Her anımızda bize eşlik eder. Zamanla meditasyon bu çılgın faaliyeti durdurur, zihnimizi yatıştırır. İlk meditasyon çalışmalarında zihnimizin sesi daha yükselmiş ve şiddetlenmiş gibidir. Gerçekte olan şudur; dikkatimizi dışa yöneltme durumu ortadan kalkınca, varlığımızda ne olup bittiğini duymaya ve fark etmeye başlarız. Farkındalık kapıları aralanmaktadır. Bulduklarımız bizi şaşırtabilir. Bu şekilde düşünce biçimimizi, kalıplarımızı görüp, kendi kendimizi nasıl da sınırladığımızı fark etmeye başlarız.
Diğer bir ifadeyle, oturup dikkatimizi yalnızca nefesimize yönelttiğimizde, içimizde biriktirdiğimiz her şey ortaya çıkmaya başlar. Bu şekilde dolabımızın kapağını açarak, ışığı içeri aldığımızı düşünebiliriz. Ortaya çıkan ne olursa olsun; açıklamaya, analiz etmeye, çözüm aramaya çalışmıyoruz. Yalnızca umutlarımızı, korkularımızı ve boş düşüncelerimizi tanıyoruz. Sadece izliyoruz.
Meditasyon yaptıkça, kendimizden saklanmak için kullandığımız tüm o enerji, artık hayatlarımızı gerçekten yaşamak üzere açığa çıkmaktadır. Biriktirdiğimiz ve sahip olduğumuz bütün gizli korkular, kuşkular ve nefretler köpürerek yok olup gitmekte ve biz oturup nefes alıp verirken kaçınılmaz şekilde açığa çıkan şefkatle yer değiştirmektedir. Bu beklenmedik, çoğu kişinin açıklayamadığı bir gelişmedir. (Brenda Shoshanna, Zen ve Aşık Olma Sanatı, s.35)
Meditasyon esnasında unutulmaması gereken; nefesten, nefes farkındalığından hiç kopmadan, tam bilinçli ve her şeyin farkında olarak sağlam bir şekilde hareketsiz, nefese odaklı olarak kalmak, ne olursa olsun sadece izlemektir. Beliren her düşünce gökyüzünde hareket eden bulutlar gibi seyredilir. Beliren düşünce fark edildiğinde, dikkat yeniden nefese odaklanır. Herhangi bir duygu ortaya çıktığında direnmeden varlığı kabul edilir ve dikkat yeniden nefese odaklanarak geçip gitmesine izin verilir. Özetle beliren tüm düşünceler, duygular, ortaya çıkan vizyonlar, görsel imgeler, renkler vs. sadece bu şekilde izlenir, geçip gitmesine izin verilir.
Başlangıçta birkaç dakika (5 dakika kadar) ile başlayıp süreç içinde süreyi artırmak uygundur. Tecrübeli hale gelene dek 20 dakikayı aşmadan uygulamak, mümkünse günün aynı saatlerinde her gün yapmak, imkân varsa sabah akşam olmak üzere günde 2 defa uygulamak uygun olur.
Thich Nhat Hanh’ın meditasyon için söyledikleri, meditasyonun ne olduğu ve olmadığı bakımından bir bakış açısı vermektedir: “Bizler aydınlanmaya (samadhi) ulaşmak için meditasyon yapmayız, çünkü aydınlanma zaten içimizdedir. Bir yerleri aramamız gerekmez. Bir amaç ya da gayemizin olması gerekmez. Yüksek bir pozisyon elde etmek için uygulama yapmayız. Bu beklentisizlikle uygulama yaparken, hiçbir eksiğimizin olmadığını, zaten olmak istediğimizi olduğumuzu ve çabalarımızın bir sona geldiğini anlarız. Sadece penceremizden içeri yayılan güneş ışığını görerek veya yağmurun sesini dinleyerek şimdiki anda huzur içindeyizdir. Hiçbir şeyin peşinden koşmamız gerekmez. Her andan zevk alabiliriz. İnsanlar nirvanaya girmekten bahsederler, fakat zaten oradayızdır.”
Meditasyon; bizim yaptığımız bir şey değil, doğal olarak olan bir şeydir.
Meditasyonda;
- Bir yere ulaşmaya çalışmadan,
- Beklentiye dayalı koşullanmalarla daha iyi olmaya çabalamadan,
- Güç ve orjinalite peşinde koşmadan,
- Çabasız, beklentisiz, korkusuz, saf farkındalıkta kalırız.
Zihnimizi, bedenimizi, enerjimizi, çevremizdeki dünya ile etkileşimimizi farketmeye koyulduğumuzda meditasyon yararlı, yaratıcı bir eylem olarak deneyimlenir. Bir sonuç beklemeksizin kendimizi, ilişkiye geçtiğimiz durumun gerçekliğine açıyoruz. Meditasyon esnasında ilişkiye geçtiğimiz gerçeklik; kendimiziz. Meditasyonda deneyimlediğimiz şey, deneyimleyenin kendisidir.
Nefes ve zihin varsa her koşulda meditasyon uygulanabilir. Meditasyon, omurganın dik ve rahat konumda olmasına dikkat edilerek, sandalye üzerinde oturarak, yerde veya yatar konumda yapılabilir. Yerde oturarak yapılan uygulamalarda, ufak bir minder üstüne oturmak omurganın dik ve rahat konumda kalmasına yardımcı olur. Her eylem de meditasyona dönüşebilir. Her yoga pozu, yürümek, bulaşık yıkamak vs. meditasyon olarak uygulanabilir. Yapılan eylem esnasında nefes odaklı bir şekilde dikkat eylemde toplandığında, o eylem meditasyon pratiğine dönüşür.